Mevsimlerin Cilde Etkileri

 

BAKMER söyleşilerinde bu hafta bayanların en çok dikkatini çeken konulardan biri cilt bakımı ve tedavi yöntemleri anlatıldı.

 

İstanbul Medipol Üniversitesi Hastanesi Dermotoloji Anabilimdalı Yrd. Doç. Dr. Pelin Üstüner'in anlatımıyla gerçekleşen söyleşide Mevsimlerin zararlı etkilerinden nasıl korunulmalıdır?, Doğru bronzlaşma nasıl olmalıdır?, Sağlıklı bir cilt için doğru bakım yöntemleri nelerdir?, Cilt lekelerine karşı neler yapılmalıdır? soruları yanıt buldu. Söyleşiyi Başakşehirli kadınlar ilgiyle dinledi.

 

‘Mevsim geçişlerinden en çok bebekler etkilenir'


Son dönemde artan hava kirliliği, asit yağmurları, egzozlar, fabrika dumanları, endüstriyel çağın getirdiği zararlılar, derimizde ve iç organlarımızda serbest radikal adını verdiğimiz moleküllerin oluşmasını sağlar diyen Pelin Üstüner, " Bu moleküller hücre ölümüne ve yaşlanmasına, hatta kanser gelişimine sebep olur. Mevsimler ve mevsim değişimlerinde yaşanan ısı, nem, rüzgar, ultraviyole değişiklikleri cilt üzerindeki nemi ve florayı olumsuz yönde etkiler. Yazın güneşe maruz kalan deri renk değiştirir, derinin yüzeyinde kabalaşma ve sarımtırak kalınlaşma dikkati çeker, cilt yaşlanır. Mevsimsel hava değişimlerinden en fazla, bebekler, hassas, alerjik cildi olanlar ve yaşlılar etkileniyor" dedi.

 

‘Mevsimlerin zararlı etkilerinden nasıl korunuruz'


Mevsimlerin zararlı etkilerinden korunma yollarına da değinen Pelin Üstüner," Yaz mevsiminde artan nemle birlikte cildin terleme fonksiyonunda problemler ve isilik yakınmaları da görülebilir. Bu durumda, sık duş almak, pamuklu terletmeyen kıyafetler giymek, serin ortamlarda bulunmak önerilir. Tedavi gerektiren durumlarda rahatlatıcı solüsyonlar ve ilaçlar verilebilir. Nemin artışıyla vücudun kapalı alanlarında deri florasında bulunan mantar ve bazı bakterilerin üremesi artar. Özellikle ayak parmak araları, ayak tabanları, kasık bölgesi gibi nemli ve kapalı alanlarda, şişman kişilerde derinin katlanan alanlarında kaşıntı, pullanmalar ve kızarıklıkla ya da koku yakınmasıyla kendini belli eder. Bu bölgelerin duştan sonra iyice kurulanması, pamuklu terletmeyen çamaşır kullanılması önerilir."

 

"Kış mevsiminde soğuk hava, bulunduğumuz ortamlarda klima, kalorifer gibi havayı kurutan ve nemini azaltan çevresel faktörlerin etkisiyle cildin nem dengesini bozar. Cildin sık yıkanması, sert temizleyici sabunların kullanılması durumu kötüleştirir. Kışın cildin doğal bariyerinin yeniden onarılması, cildin bu olumsuzluklardan etkilenmemesi için içeriğinde seramidler, squalen, lanolin, hyaluronik asit ve esansiyel yağ asitlerigibi molekülleri barındıran nemlendiriciler kullanılmalı. Günde en az bir kere uygulamaya özen gösterilmeli. Kışın sıcak su ile banyo yapmaktan kaçınılmalı. Banyoda ılık su ile pH'ı cilde uygun (pH 5.5) sabun içermeyen temizleyiciler kullanılmalı, banyo süresi 10 dakikayı geçmemeli"

 

"İlkbaharda ise cilt yüksek reaksiyon verebilir. Bu durum cildin hassasiyetine ve alerjik olmasına yol açar; dolayısıyla ilkbahar cilt için kritik bir zaman. Polenlerle alerjik moleküller doğaya salınır. Vücutta deriden kabarık kaşıntılı döküntüler, kızarıklıklar ve genel bir sensitivite gözlenir.Eller, yüzümüz, bacaklar gibi açıkta kalan alanların korunması için bu bölgelere özen göstermeli. Pamuklu kıyafetler giyilmeli, cildi kaşındıracak sentetik ve yünlü kıyafetler tercih edilmemeli" dedi.


22 Mart 2017 Çarşamba
Duyuru arşivi için tıklayınız →